
Bir senelik bir dönem için yalnız başıma başladığım bu yurtdışı maceramdan yine yalnız başıma dönmek üzereyim. Sadece "3" günüm kaldı. İçimde delice bir yazma isteği. Hem de Türkçe. Yazmam gereken İngilizce tezim yarım yamalak biçimde beni bekliyor olmasına rağmen "banane yahu" diyorum. İçimdeki duyguları, okuyan kimsenin olmadığını bile bile, bir şekilde yazıya dökmem gerekli.
Küçükken canım bir şeye sıkılınca hemen kağıt kalemi alır, uzun uzun yazardım hissettiklerimi. Düşünmeksizin. Yazdıklarımı tekrar okumuyor, yazmadan önce de bir plan yapmıyorum. Sona erdiğinde hissettiğim o rahatlık, çok susamışken içtiğim suyun verdiği tat gibi bir şey idi... Şimdi de yeniden böyle olmasını diliyorum.
Küçükken demişken, hayalperest bi çocuktum. Anneannemin kocaman evinde otelcilik oynarken, günün birinde seyahatlerimi sırf kitap yazmak için değerlendireceğimi hayal ederdim. Hani çok değerli bir yazar olacaktım ya :) Bu hayalimin acaba Southampton macerama, tez yazmak ve staj yapmak için Londra'ya taşınmam ile son vermiş olmamla bir bağlantısı var mıdır?
Sonuç: İki aya yakın bir sürede elde var 2 haftalık staj + iki broker ile görüşme + akşam yemeği yapmaya üşenilerek yatılan geceler, acıkarak uyanmalar + yarısına gelindiğinde büyük bir yanlış yapıldığı fark edilen, pratik olduğu düşünülerek başlanılan ama teorik olmasıyla sonuçlanacak olan bir tez taslağı. Buluşulan arkadaş sayısı sadece 3.
Southampton ve İstanbul'daki sosyal hayatımı özledim.
İngiltere izlenimleri de yazılmaya değer tabi ki. Merak ediyorum acaba ne kadar özleyeceğim?
Dear, is that Tower of London? are you back home?
YanıtlaSilYes love!
YanıtlaSilI'm back home + back from holiday as well. What about you? When are you leaving UK?