10.2.12

Filiz Ali - Filiz Hiç Üzülmesin (Sabahattin Ali'nin Objektifinden Kızı Filiz'in Gözünden Yaşam Öyküsü)


Kitapkurdu bir adamın aydınlıklar dolu umutları, hayalleri. Aydın bir aile. Çevresinde Bedri Rahmi Eyüpoğlu, Orhan Veli, Adalet Cimcoz ve nice aydınlarla, Alman disiplinine benzer bir disiplinle, uyurken babasının ağzından masallar yerine öyküler, edebi eserler dinleyerek büyüyen bir kız çocuğu. Ülkemizde, farklı, aydın, düşündüklerini saklayamayan ve aslen "düşünmeyi" ve "analiz etmeyi" her şeyin üzerinde gören insanlarımızın ulaştığı hazin son: Faili meçhul cinayetler.

Sabahattin Ali hakkında türlü iddialar ortaya atılmış ve atılmaya da devam ediyor. Tesadüfen tam da bu yazıyı sisteme kaydetmeden önce 9/2/2011 tarihli gazeteleri taradığımda bugün CHP başkanı Kılıçdaroğlu'nun "Sabahattin Ali'yi CHP öldürttü, evet." ifadesine denk geldim, yalan haber mi, nasıl yani?

Kendisinin siyasi görüşüne ilişkin iddialar, özelliklerini değerlendirmemize engel olmamalı. Neticede demokratik bir toplum olmak yolunda ilerlemek istiyorsak, bunu yapmayı öğrenmeliyiz. Başkalarının özgürlüğüne dokunmadıkça...
Sabahattin Ali'nin öldürülmesinden yıllar sonra benzer olayların devam ediyor oluşu, bundan yine yıllar sonra biz çoktan göçmüş olduğumuzda da devam edecek mi?

Düşündüklerimizi ifade etmeye korkuyor olmamız bizi dilsiz hale getirmiş olabilir. Ama kör değiliz, okumaya devam etmeliyiz: YKY, Filiz Ali, "Filiz Ali Hiç Üzülmesin", Temmuz 2011.

Not: İlgilenenler için 18 Şubat Cumartesi günü Caddebostan Kültür Merkezi Sanat Galerisi'nde şöyle bir etkinlik olacağı haberini de eklemek isterim.

Çektiği ve Çekemediği Fotoğraflarıyla Sabahattin Ali Sergisi - "Bir Fotoğraf Camı"

Sergi Gezisi, saat: 13.00-14.30 - Söyleşi, saat:15.00-16.30
Konuşmacılar: Filiz Ali, Sevengül Sönmez
İmza Günü: Filiz Ali, saat: 17.00-18.00

26.1.12

Güvenç Dağüstün - Ellerin

bazen görünen renklerin ardına gizlenmiş binbir türlü koyu renk göz kırpar. seni çağırır, içine çekmeye çalışır. direnirsin, renklilerin yanına kaymaya çalışır durursun. fakat bazen karşı koyamazsın, koyu renkler gelir oturur üzerine.

geceleri rüyalarına girer griler, siyahlar. Sana diğer renkleri unuttururlar, sonra: BUM.

bana sen dokunmadın
dokunmadı ellerin
bana nefesin dokundu
açtı boynumda göz görmez renkleri

bana sen dokunmadın
dokunmadı sözlerin
bana sesin dokundu
her nefesi, ellerin

alındım, aldım üstüme
bir ben işittim

bana sen dokunmadın
dokunmadı gözlerin
bana bakışın dokundu
yumdum, cahil oldum, unuttum sebebim.

bana sen dokunmadın
dokunmadı dudağın
bana aşk dokundu
suç ortağım son kadehim

bana sen dokunmadın
dokunmadı, dudağın
dokunmadı ellerin ellerime
bana nefesin dokundu
açtı boynumda göz görmez renklerin

bana sen dokunmadın
dokunmadı sözlerin
bana sesin dokundu
her nefesin ellerin
alındım, aldım üstüme, bir ben işittim

bana sen dokunmadın
dokunmadı gözlerin
bana aşk dokundu
aşk da son kadehim...

Söz - Müzik: Cihan Sezer
Düzenleme: Cihan Sezer
Seslendiren: Güvenç Dağüstün
Video: Güvenç Dağüstün

13.1.12

Florence + The Machine - Shake it out



And I’ve been a fool and I’ve been blind
I can never leave the past behind
I can see no way, I can see no way
I’m always dragging that horse around

(...)
And it’s hard to dance with a devil on your back
So shake him off, oh woah

*Fotoğraf grubun resmi websitesinden alınmıştır.

10.1.12

Murathan Mungan - Ley Hatları



Ley hatları*
Şair, sözünü ley hatları üzerine kurar. Yeryüzünün
paralellerinin ve meridyenlerinin kesişme noktalarıdır
bunlar. Yoğun titreşimler barındırır, yoğun titreşimler 
yayarlar. Oradan konuşan şairler, oradan konuşmayanın
frekansları farklıdır.
*Murathan Mungan, Sözcükler, 2012/1, Ocak-Şubat sayısı, s. 34'ten alınmıştır. Murathan Mungan'ın fotoğrafı kendisinin internet sitesinden alınmıştır. Sözcükler dergisinin fotoğrafı ise derginin internet sitesinden alınmıştır.

21.12.11

Oğuz Atay - Tutunamayanlar

"Ben kendimi yeterli görmüyorum. Ne için yeterli? Her şey için. Topluluğun eylemine engel olabilecek sorunlarımı çözmeden, onu güdebilecek sorunlarımı çözmeden, onu güdebilecek güçte olmadığımı seziyorum. Başkalarına söyleyebilecek bir sözüm olması için önce kendime söz geçirmem gerektiğine inanıyorum. Bana bugün, ne yapmalı? diye soracak olurlarsa, ancak, önce kendini düzeltmelisin, diyebilirim. Bir temel ilkeden yola çıkmak gerekirse, bu temel ilke ancak şu olabilir: kendini çözemeyen kişi, kendi dışında başka hiç bir sorunu çözemez."

Oğuz Atay, Tutunamayanlar, 53. baskı, 2011, İletişim Yayınları, s. 93-94.

1.12.11

Woody Allen - Annie Hall

Woody Allen 1 Aralık 1935'te dünyaya gelmiş. Yani bugün kendisinin doğum günü. 

Allen'in filmlerinin çoğunu severim. Ama 1977 yapımı Annie Hall'ın yeri bende ayrıdır. Annie Hall'u izlediğim tarih maalesef çok eski değil, 2008 kışı. Southampton'da kendime yapayalnız yeni bir hayat kurmuşken, itunes'dan hukuka uygun yollarla kiraladığım ilk filmimdi Annie Hall. Eski bir film olması sebebi ile (ya da kopyada bir sorun vardı bilemiyorum) sesini sonuna kadar açarak ancak duyuyordum. Biraz daha sesi açılabilse daha keyifli olacaktı... 

Alvy ve Annie diyalogları o kadar güzeldi ki can kulağıyla dinliyordum hiç bir şeyi kaçırmamak için. Diane Keaton ve Allen'ın halleri üzerine düşünmek güzeldi. Filmde Alvy'nin ve ayrıca Alvy'nin Annie ile ilişkisinin üzerinden 1970'li yıllarda New York'da kadın-erkek ilişkileri üzerine de düşündürüyor. 

Film, otobiyografik bir yanı olduğunu da hissettiriyor. Zira New York'lu komedyen Alvy karakterinin Allen'ın ta kendisi olduğunu görmek zor değil. Kimilerine göre biraz dağınık bir film, ama insan da öyle değil mi? Hem de yansıtılan Allen'ın iç dünyası olduğunda? 

Allen'ın doğrudan dinleyici ile konuştuğu sahneler de filme çok yakışmış. Örneğin bazen kafamızdaki tüm dertleri unutup sıra beklerken arkamızdaki adama uyuz olduğumuz olmuyor mu? İç dünyasını samimi bir şekilde dışa yansıtmasına araç olmuş bu sahneler.

Filmin ilk sahnelerinden birinde geçen sözler şöyle:

"Alvy Singer: There's an old joke - um... two elderly women are at a Catskill mountain resort, and one of 'em says, "Boy, the food at this place is really terrible." The other one says, "Yeah, I know; and such small portions." Well, that's essentially how I feel about life - full of loneliness, and misery, and suffering, and unhappiness, and it's all over much too quickly. The... the other important joke, for me, is one that's usually attributed to Groucho Marx; but, I think it appears originally in Freud's "Wit and Its Relation to the Unconscious," and it goes like this - I'm paraphrasing - um, "I would never want to belong to any club that would have someone like me for a member." That's the key joke of my adult life, in terms of my relationships with women."




Siz hangi filmini daha çok seviyorsunuz? Son filmi Midnight in Paris de üzerinde konuşulmaya değer bir film olmamış mı?